Paris’e Gitmek İçin 7 Neden!

 

Herkesin bir hayali vardır..

Bizim hayalimiz Dünyada ki her noktayı gezebilmek,her kültürü tanımak ve değişik tatları tadabilmek.

Ne mutlu bize ki hayallerimizin peşinden koşmaktan hiç bir zaman vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz de, siz de vazgeçmeyin! Hayallerinizin her zaman peşinden gidin…

Candy ile birlikte çıktığımız bu yolculukta çok güzel anılar biriktirip güzel dükkanımız için de yeni keşiflerde bulunurken, çok yakın zamanlar için çok güzel projeler hazırlıyoruz.

İlk yazı dizimiz Paris’e gitmek için 7 neden ile başlıyoruz ama siz bu nedenlere bile bakmadan mutlaka Paris’e gidip hem sanata doyun, hem kruvasana hemde makaronlara!

Yazı dizimizin geri kalanını Candy size aktarıyor olacak;

Paris’e giden ve gitmek isteyen insanlar arasında bazı ön yargılar var. Eiffel Kulesi dışında görülecek bir yer yok, Şanzelize Caddesine gidip alışveriş yapmaktan başka ne yapılır ki?

Ben tabi ki heyecanlıydım çünkü görmek istediğim çok yer vardı! Arkadaşım Pinky Garden da bana eşlik ediyor, yakında sizleri onunla da tanıştıracağım.

Paris bizim Dünya gezimizin ilk rotası! Daha gideceğimiz göreceğimiz çok yer var. Yonca ve Erdinç’in çıkardığı yol haritası o kadar uzun ki heyecanla bekliyorum!

İşte Size Paris’e Gitmek İçin 7 Neden Yazı Dizimiz:

  • La Tour Eiffel ( Eyfel Kulesi )

Listemizin başında Fransa’nın incisi Eiffel Kulesi var. Paris’in her noktasından görünen Eiffel Kulesini seveni de var sevmeyeni de. Aslında Gustave Eiffel tarafından Fransız devriminin 100. Yıl Dünya Fuarı  kutlamaları için yapılmış daha sonra görüntüsünün korkunç olduğunu söylenmiş yıkılma kararı alınmış ama yıkılmamış, hatta Eiffel Kulesini sevmeyen İngiliz Şair William Morris, her gün Eiffel Kulesine gidermiş, soranlara ise Eiffel’i görmediğim tek nokta burası cevabını vermiş.

Bir süre de Telgraf Anteni olarak kullanılan Eiffel Kulesi günümüz de turistlerin en çok ilgisi çeken yapıların başında geliyor.

Bizce gerçekten çok güzel, Eiffel kulesine çıkıp Paris manzarasını izlemek çok keyifli, kulenin en üst noktasında satılan şarap ve şampanyalardan alıp ışıklı kadehleriniz de içkinizi yudumlarken Paris’in ışıltılı dünyasını seyre dalabilirsiniz.

  • Notre Dame de Paris Katedrali

Notre Dame de Paris Katedrali için tabi ki Yonca çok heyecanlıydı, Katedral; Seine Nehri üzerinde bulunan gotik bir yapı. O kadar heybetli ki anlatamam! İçeriye girmek için baya bekledik çok sıkı güvenlik önlemleri vardı içerisinin de bir o kadar gösterişli olduğunu söyleyeyim.

Yonca’dan Victor Hugo’nun önemli eseri Notre Dame’in Kamburunu ve Quasimodo’ nun Esmeraldaya olan dillere destan aşkını da dinledikten sonra bu muhteşem katedrale hayran kaldım.

 

  • Müzeler

Paris de hemen hemen her cadde de müze ve sanat evi bulmak mümkün. Bu beni gerçekten şaşırttı, tabi ki en önemli müzelerinden Louvre Müzesi benim en sevdiğim müze olsa da iki gün zaman ayırmak gerekti.

Louvre Müzesi deyince aklımıza tabiki Mona Lisa tablosu geliyor ama Louvre Müzesinde; Venus de Milo, Liberty Leading the People, Delacroix ve 35.000 eser yer alıyor!

Louvre Müzesi dışında; Orsay Müzesi, Musee de I’Orangerie, Musee Rodin ve niceleri eminiz çok ilgilinizi çekecektir.

Her köşe başında bulunan ufak ve sevimli kafelerinde mola verip müze ziyaretlerinize kaldığınız yerden devam etmeyi unutmayın!

 

  • Parklar ve Piknik

Düşünün ki Louvre Müzesini gezdiniz biraz yürüdünüz ve karşınıza mükemmel güzellikte bir park çıktı. İçerisinde göller, çimenlere uzanan insanlar, keman çalanlar, şarkı söyleyenler var. Gerçekten huzur verici ve yorgunluğunuzu bir anda atmanıza çok yardımcı.

Paris parklarıyla da meşhur; Jardin des Tuileries, Jardin du Luxembourg, Jardin des Plantes, Promenade Plantée’de dolaşarak günün yorgunluğunu üstünüzden atabilirsiniz.

Bu kadar güzel parklar varken siz de bizim yaptığımızı yapın ve marketten yiyeceklerinizi alıp çimlere yayılın! Gerçekten çok zevkli hem dinleniyor hem de müzik dinlerken çok keyifli bir piknik yapıyorsunuz!

Fransa’nın enfes kruvasanlarından almayı da unutmayın! Gerçekten çok lezzetliler.

  • Makaron

İşte benim aşık olduğum şey! Rengarenk, masal gibi, rüya gibi!

Şehrin önemli caddelerinde mutlaka bir Laduree Mağazası bulmak mümkün, tabi ki hepsine tek tek girip gezmeden olmazdı!

İsterseniz orada isterseniz paketle elinize alarak yiyin bu güzellikleri!

  • Disneyland

Disneyland, Paris’e çok azıcık uzak masalsı bir köy. Walt Disney’in yarattığı tüm karakterlerin etrafınızda dolaştığı, tüm küçük çocukların etrafa gülücükler saçarak baktığı, kendinizi çizgi romanlarda hissettiğiniz bir yer hayal edin. İşte orası Disneyland!

 

  • Paris’in Ünlü Caddeleri

Paris’in biz Şanzelize Caddesini bilsek de aslında birbirinden güzel caddeleri var. Tüm caddelerinde butik mağazalar ve birbirinden ilgi çekici vitrinlerle birlikte marka mağazaları da bulunmakta. Biz sokaklar da kaybolup şehrin tadını çıkarmayı seçtik. Gördüğümüz çok güzel butik cafeler de dinlendik.

Zaten bir şehri yaşamak istiyorsanız sokaklarında kaybolun ve o sokakların ruhunu içinize çekin!

Taşı toprağı sanat kokan, makaronları can alan, güzelim şehir! Gezilecek, görülecek, hayal kurulacak o kadar çok yeri varken düşünmeyin ve Paris’e gidin!

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir